|
RAI Kapsül Tedavisinin Hastalara Zararı
Var mı?
RAI’nin hastalarda kısırlık ve kanser
yapmadığı gerek Amerika Birleşik Devletleri gerekse diğer bir çok Batı ülkesinde
on binlerce hastanın yıllarca takip edildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Bu amaçla bir tıp literatür araştırması yapabilirsiniz: bunun için www.pubmed.com
adresine girip çıkan ekrana “radioiodine therapy in hyperthyroidism” anahtar
kelimelerini giriniz. Bu tarama ile 1960’dan beri bu alanda bilimsel dergilerde
yayınlanmış araştırma sonuçlarını görebilirsiniz. Rehberimiz bilim olduğu için bilimsel
olmayan hiç bir açıklamaya itibar etmeyiniz. Komşunuz, akrabanız ve arkadaşınızın
açıklamaları bilimsel ise dikkate alınız. Bu tedavi yeni ve denenmemiş bir yöntem
değildir; 1940'dan beri fiilen rutin tedavi aracı olarak tüm Batı ülkelerinde kullanılmaktadır.
Ancak, bu tedavinin ince bazı ayrıntıları tedavinin başarısını yok edebilmektedir.
O açıdan bu konuda deneyimli, bilgili ve akademik çalışma yapmış kişilerin bu yöntemi
uygulaması tavsiye edilmektedir. "Kapsül", basit bir ilaç uygulaması
değildir. Bu yöntem, bir tedavi süreci ve bütünlük içinde uygulanması gereken
bir tedavi aracıdır. Eski uygulama usulleri ile daha önce bazı dönemlerde başarı
oranı düşük bir şekilde uygulanmış olan olan bu yöntemi Batı ülkelerinde uyguladığımız
şekliyle son bilimsel değerlendirmeler ve tekniklerle uygulamaktayız; bu nedenle
de başarı oranımız tıp literatürü ile yüzde yüz uyumludur.
RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?
Bu tedavinin aşamaları; hastanın hazırlanması,
kapsülün uygulanması, tedavi sonrası takip. Burada en önemli safha
hastanın hazırlanmasıdır. Diğer bir husus da doz hesabı ve tiroid fonksiyonun belirlenmesidir.
Doz hesabı, çok faktörlü bir değerlendirme sonucunda yapılır. Tedavi,
hasta hastaneye yatırılmadan uygulanmaktadır. Uygulama sırasında hiç bir
acı ve sıkıntı söz konusu değildir. Takip ise, tedaviden sonraki ilk aylarda başlayıp
gittikçe seyrekleşen aralıklarla yapılmaktadır.
RAI Kapsül ile Tedavi Sonrası
Hastaya RAI kapsül uygulandıktan sonra,
yasalar, tecrübem ve vicdanımla belirlediğim bazı kısıtlamalarla hastayı evine gönderiyoruz.
Unutmamak gerekir ki, bu tedavi hastayı hastanede yatırmadan, ayakta verilen bir
tedavi olup uygun doz ve hastanın yeterli bilgilendirmesi ile rahatlıkla eve
gidebileceği bir uygulamadır. Bu tedaviden sonra hastanın kapalı bir hastane odasında
“hapsedilmesi” ihtiyacı yoktur. Ancak, tiroid kanseri vakalarında guatr’da uyguladığımız
dozun yaklaşık 20 katını uygulamak gerektiği için sadece tiroid kanser tedavisinden
sonra hastaları özel yalıtımlı bir odada tecrit etmek gerekir; guatr için uyguladığımız
RAI kapsül tedavisinde hastaları kapalı odada tecrit etmiyoruz!
Tedaviden Hemen Sonra İyileşecek miyim?
RAI kapsül tedavisinin
“iyileştirici” etkisi hastalar tarafından yaklaşık bir ay sonra hissedilmeye
başlar, fakat bu iyileşmenin sonuçları serbest T3, serbest T4 ve TSH ölçümleri
ile en erken yaklaşık 2 ay sonra ortaya konabilir. İyileştirici etkiler başlayana
kadar hastanın özel olarak tiroid krizine karşı korunması zorunludur. Bu
süreler hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda iyileştirici etkiler 10-15
günde başlarken bazen bu süre 3-4 ayı bulabiliyor. Hastanın hissedeceği ilk iyileştirici
etki, çarpıntının ve saç dökülmesinin hızla yok olmasıdır.
RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı
İlaç Kullanımı
RAI kapsül tedavisinin hedefi, eskiden
sanıldığı gibi tiroid hormon düzeyini normale düşürmek değildir. Bu tedavinin hedefi
ve başarı ölçütü, serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını normalin de altına düşürmek
ve hastaların ihtiyaç duyacağı yeterli tiroid hormonunu uygun dozda devamlı kullanmasını
sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki zehirli guatrın hangi seçenek kullanılırsa kullanılsın
(ameliyat, anti-tiroid ilaçlar dahil) her türlü başarılı tedavisi sonucunda hastanın
hormonlarının normalin altına düşmesi (hipotiroidizm) kaçınılmazdır. Aksi
halde her türlü tedaviden sonra zehirli guatr nükseder. Bu nedenle başarılı bir
zehirli guatr tedavisini, muhakkak, "tiroksin desteği" dediğimiz eksik
tiroid hormonunun yerine konulmasından ibaret olan devamlı, ömür boyu hormon tedavisi
takip eder.
Hastanın yeterli
titizlikle hazırlanmadığı ve RAI dozunun yetersiz kaldığı durumlarda tedavi sonrasında
veya "iyot havuzu çok yüksek hastalarda" RAI kapsül tedavisinden
sonra tiroid hormon düzeyi normale inen hastalarda, zehirli guatrın bir süre sonra
tekrarı mümkündür (%5-8 vakada). Bu hastalarda ikinci kapsül uygulaması gerekebilir
ve bu durumda başarı yaklaşık %100'dür. Ancak, ilk 6 ay içinde hormon düzeyi
normale inen hastaların tiroid hormonlarının bir süre sonra normalin de altına inmiş
bir halde karşımıza çıktığı da nadir olmayan durumlardandır. Bu nedenle
erken takip sonuçlarına göre “tedavi başarı” kararı vermek çok yanlış sonuçlar
doğurabilir.
RAI Kapsül Tedavisi ile Guatr ve Nodül
Küçülür mü?
RAI tedavisinden sonraki erken dönemde
(2 aydan önce) nodül veya guatrın küçülmesi sık değidlir. Ancak tedaviden 2 ay sonradan
itibaren başlayan bir “küçülme” süreci olabilir. RAI kapsül tedavisinin burada anlattığımız
uygulamasıyla tek hedefimiz zehirli guatrın bir daha tekrarlamasını önleyecek şekilde
yüksek hormonların normalin altına düşmesini sağlamaktır. Bu tedavi ile geç dönemde
ortaya çıkabilecek guatrın veya nodülün küçülmesi bir hediyedir (bir bonustur).
RAI kapsül tedavisi, bazı Batı ülkelerinde
zehirli olmayan guatrı veya nodülü küçültmek amacıyla da kullanılmaktadır. Türkiye’de
bu tür “küçültme” amaçlı kullanımın yaratabileceği hasta-hekim ilişkilerindeki
sorunlar nedeniyle ben bu tür kullanımı tercih etmiyorum ve amaçlamıyorum.
CERRAHİ TEDAVİ: AMELİYAT
Zehirli Guatr’da Cerrahi Tedavi:
Nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat bir
çok Batı ülkesinde artık terk edilmiştir. Bunun bir çok nedeni vardır. Bunlara
örnek olarak; bu hastaların artık daha ekonomik, daha etkili, daha konforlu ve daha
kalıcı bir yöntem olan RAI kapsül ile tedavi olanağının bulunmasıdır.
Bu hastalarda ameliyat sonrasında
hastalığın tekrarlaması sıktır. Özellikle genç hastalarda tekrarlama şansı çok
yüksek, tekrarlama için geçen süre bazen aylarla ifade edilecek kadar kısadır.
Ülkemizde tiroid
cerrahisi yapan bir çok cerrah nodülsüz zehirli guatr’da ameliyat seçeneğine artık
eskisi kadar sıcak bakmıyor.
Ayrıca, bu hastaların
anestezi sırasında kalp sorunları (fibrilasyon) nedeniyle veya tiroid krizi
nedeniyle ölümü görülebilen komplikasyonlardandır. Her ne kadar bu hormonlar,
ameliyat öncesinde kullanılacak anti-tiroidilaçlarla normale döndürülüp hastalar
ondan sonra ameliyata alınsa dahi bu komplikasyon olasılıkları tamamen "sıfır"lanamamaktadır.
Ameliyatlarda görülebilen en yaygın
sorun, ses tellerine giden sinirlerin kazaen hasarlanması sonucunda görülen
ses kısıklığı ve uyku apnesidir. Ayrıca, tiroid ameliyatlarında bazen
görülebilen kalsiyum bezelerinin (parathormon bezeleri) çıkarılması sonucunda
hastanın ömür boyunca kalsiyum tableti kullanması gerekebilir. Bu grup sorunlar
deneyimli tiroid cerrahları tarafından yapılan ameliyatlarda düşük bir olasılıktır.
Sıcak Nodüllerde ve Otonom Sıcak Nodüllerde Cerrahi Tedavi:
Bu hastalarda nodüle ince iğne aspirasyon
biyopsisi yaptıktan sonra RAI kapsül tedavisi yapmak en ekonomik, en konforlu
ve en kalıcı yöntem olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sonrasında tekrar şansı
ve yukarıda ameliyatla ilgili açıklanan diğer hususlar bu grup hastalar için de
geçerlidir.
Diğer Guatr Türlerinde Cerrahi Tedavi:
Guatr hastalığının bir çok türünde ameliyat
bazen kaçınılmaz olabilir. Soğuk nodüllü hastalarda, eğer hastanın
ameliyat olmasına engel yoksa, ameliyat ilk tercih edilen yöntemdir. Ancak hastanın
ameliyatı istememesi, hastanın bazı nedenlerle anestezi alamaması durumunda soğuk
nodüle ince iğne aspirasyon biyopsisi yapıp uzun süreli yakın takibe almak
zorunludur. Burada ayrıt edilmesi gereken en önemli kavram: hastada gerçekten soğuk
nodül olup olmadığıdır. Zira, bir çok kez, çok nodüllü guatrlarda, sıcak nodül mevcudiyetinde
diğer ılık nodüllerin yanlışlıkla soğuk nodül olarak yorumlanabilmektedir.
Nodülsüz zehirli olmayan guatrlarda ameliyat
bir seçenek olmaktan uzaktır. Guatr’ın çok büyük olması durumunda ileri solunum
güçlüğü ve estetik kaygılarla yapılması gereken ameliyatlar bu duruma istisna teşkil
eder.
Ameliyat sonrasında bırakılan tiroid
dokusu ile orantılı olarak hastanın ömür boyunca düşük doz tiroid hormon tedavisi
uygulanması gerekir. Aksi halde nodülün ameliyat sonrasında tekrarlaması ve
hastanın tiroid hormon yetmezliğinin (hipotiroidizm) yaratacağı sıkıntılarla başbaşa
kalması kaçınılmazdır.
Nodüllü guatr ameliyatı sırasında “frozen”
yapılarak çıkan materyelde kanser olup olmadığı belirlenmeli ve ameliyat genişliği
ona göre ayarlanmalıdır. Kanser çıkan vakalarda tiroid bezesi eksiksiz, tümüyle
çıkarılmalıdır.
Hiç bir nodülün “acilen ameliyat”
zorunluluğu yoktur. Nodül, bazı hastaların ifade ettiği gibi, “boğazda patlamaz”.
Ancak, ameliyat kararı verildikten sonra hasta ve hekim için en uygun en kısa sürede
ameliyat gerçekleştirilmelidir.
Ameliyat Sonrasında Ömür Boyu İlaç
Kullanımı Gerekir mi?
Evet. Ameliyat sırasında genellikle
nodülle veya nodüllerle birlikte bir miktar normal doku da çıkarılır. Geriye kalan
tiroid dokusu küçülmüş olur. Ayrıca, bazen nodül boyutu ve sayısı o kadar fazladır
ki bunlar ameliyatla çıkarıldıktan sonra geriye kalan tiroid dokusu yetersiz
kalır. Çıkarılıp alınan tiroid dokusunun normalde salgıladığı kadar tiroid
hormonun hastaya eksiksiz olarak ömür boyunca verilmesi zorunludur.
Kaldı ki, ameliyatta
az veya çok, ne kadar tiroid dokusu çıkarılırsa çıkarılsın, ameliyat sonrasında
nodüllü veya nodülsüz guatrın tekralamaması için ameliyat sonrasında “yeterince”
tiroksin hormonu kullanılmalıdır. Ne kadar tiroksin hormonu verilmesi
gerektiğine ise, ameliyat sonrasında yapılacak muayene, ultrasonografi, hormon ölçümü
ve ameliyatı yapan cerrahın ameliyat raporunun incelenmesi ile karar verilir.
Burada en önemli nokta
yeterli hormonun verilmesi ve “ince ayarın” yapılmasıdır. Bu hastalar ömür
boyunca ilaç kullanmak zorundadır. tedavide kullanılan Tiroid hormonunun standart
dozu yoktur. Bu nedenle her hastada yapılacak ölçüm ve takiplerle gerçek
ve doğru idame dozu bulunmalıdır.
UZUN SÜRELİ İLAÇLA TEDAVİ
Zehirli Guatr’da İlaçla Tedavi:
Zehirli guatr’da anti-tiroid ilaçlar
ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlarla kontrol edilen zehirli guatr
hastalarında kısa süre veya uzun süre sonra hormonların yükselmesi (hastalığın
tekrarı) söz konusu olur.
Bazı hastalarda hormon düzeyini düşürüp
ilacı kestikten bir ay sonra bile hastalık tekrarlarken diğer bazı hastalarda ise
5-10 yıl hiç bir tekrarlama gözlenmeyebiliyor. Nodülsüz zehirli guatr’da bu ilaçlarla
hormon düzeyini düşürmek daha zordur. Ayrıca, yine bu grup hastalarda hastalığın
ilaç kesildikten sonra tekrarı daha kısa sürede olabilmektedir.
Bu ilaçlarla tedavide geçici ve kalıcı
bazı yan etkiler de söz konusu olabilir. Karaciğer fonksiyonlarında bozulma,
beyaz kan hücre üretiminde azalma, kaşıntı ve ciltte döküntüler en yaygın
olanlarıdır. Bu yan tesirler genellikle ilacın kesilmesinden sonraki 2-6 ayda düzelir
ancak yıllarca kullanılması durumunda bu yan tesirler daha ciddi ve kalıcı olabilir.
Kaşıntı ve cilt döküntüleri uzun süre devam edebilir.
Bu tedavi kararında akılda tutulması
gereken en önemli husus; hastada hormonlar kontrol altına alınması geciktikce ve
hastalık uzun sürdükçe zehirli guatr’ın hastanın vücudunda bırakacağı harabiyetin
de daha kalıcı ve daha geniş çaplı olacağıdır.
Ayrıca, hastaların
şikayetlerini azaltmak amacıyla yukarıdaki ilaçlarlara ilaveten beta bloker
türü ilaçlar (örn.Dideral, Beloc) gibi ilaçlar da verilebilir. Bunların da yan etkileri
olmakla birlikte hem ilacı kullanmaya devam ettikçe bir süre sonra azalırlar hem
de ilacı keser kesmez ortadan kalkarlar. Genellikle kalıcı yan etkileri yoktur.
Diğer Guatr Türlerinde İlaçla Tedavi:
Nodüllü Guatr:
Soğuk nodülü olmayan, hormon düzeyi normal,
nodül boyutu henüz küçük hastalarda uzun süreli “düşük doz supresyon tedavisi”
amacıyla tiroksin hormonu kullanılabilir. Bu hastalarda önce ince iğne aspirasyon
biyopsisi yaptırıp bu tedaviye ondan sonra başlamak en uygunudur.
Ayrıca; tiroid bezesinin salgıladığı
hormon düzeyinin yetersiz olduğu guatr çeşitlerinde de tiroksin hormonunu kullanması
gerekir.
Bu amaçla genellikle
tiroid bezesinin normalde salgıladığı tiroksin hormonunun sentetik olanı
tablet şeklinde kullanılır. Bu ilaçlarda kalıcı yan etki söz konusu olmamakla beraber
doz ayarlaması çok önemlidir. Aksi halde hastada adet düzensizliği, çarpıntı ve
kilo kaybı da dahil bir çok şikayetler ortaya çıkabilir.
HAMİLELERDE GUATR VE TEDAVİSİ
Hamilelerde tiroid
bezesinin artan vücud ihtiyaçları karşısında biraz daha fazla
çalıştığını biliyoruz. Bu fazla çalışma nedeniyle tiroid
bezesi normale göre biraz büyür ancak doğumdan sonra
lohusalık dönemi bitimiyle beraber tiroid bezesi normale
döner. Ayrıca, hamilelerde TSH’ın baskılanması (normalin altına
düşmesi) nadir olmayan ve çoğunlukla tedavi gerektirmeyen bir
durumdur. Bazen hamilelerde daha önce var olmayan zehirli
guatr ortaya çıkabilir. Bu hastalarda 3-5.aylarda düşük, ölü
doğum yaygındır Bu durumda tedavi kararı vermek çok zordur. Zira
bu hastalarda RAI kapsül tedavisi kullanılmaz. Ameliyat da
önerilmez. Ayrıca, anti-tiroid ilaçlar da büyümekte olan
bebeğin tiroid bezesine de zarar vereceği ve başka diğer yan
tesirler de çıkarabileceği için genelde bu hamilelerin tedavisi
bir çok hususu dikkate almayı gerektiren zor bir tıbbi durumdur.
Bu tedavinin, bu konuda deneyimli kişi, ekip ve merkezlerce
yapılması önerilir.
Hamilelerde tiroid
bezesi az çalışması da görülebilir. Bu durumda hamilelik
kaçıncı ayında olursa olsun muhakkak tiroksin hormonu ile tedavi
yapılmalıdır. Aksi halde bebekte beyin ve omurilik ile ilgili
doğumsal sakatlıklar ve doğum sonrasında cücelik ve zeka
geriliği ile tiroid hastalıkları ortaya çıkabilir. Artık tüm
dünyada kabul edilen bir bilimsel gerçek var: her hamile, her 3
ayda bir tiroid hormon ölçümleri ile tiroid hastalıkları
açısından takip edilmelidir.
İYOTLU TUZ KULLANIMI
Iyotlu tuz kullanimi bir çok tiroid
hastalığının önlenmesinde önemlidir. Bu açıdan her ailenin
evinde iyotlu tuzu kullanması önerilir. Ancak, zehirli guatr’li
hastalarin iyotlu tuz kullanımını önermiyorum.
GUATR TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?
Tedavi edilmezse, guatr’ın çeşidine ve
tedavi edilmeden ne kadar süre beklendiğine bağlı olarak bazı sonuçları beklemek
gerekir. Örneğin zehirli guatr tedavi edilmediği takdirde kalp büyümesi, kalp yetmezliği,
şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kemik erimesi görülebilir. Soğuk nodüllü
guatr ameliyat edilmediği ve İİAB ile kontrol edilmediği takdirde tiroid kanseri
riskini görmezlikten gelmiş oluruz. Diğer nodüllü ve nodülsüz guatr’lar tedavi edilmediğinde
hem nodül sayısı artabilir hem de mevcut nodüllerin boyutları büyüyebilir. Nadiren
guatr olduğu gibi kalabilir de.
Tiroid hormon yetersizliğinde (hipotiroidizm)
ise şişmanlık, kabızlık, kan kolestrol düzeyinin çok yüksek olması kaçınılmaz
olup bu durumda kalp hastalıkları olasılığı artar. |